Mantar Kelimesinin Kökeni: Yunancadan Türkçeye
İçindekiler
Türkçede mantar demek için kullandığımız kelime Türkçe değil, Yunancadan alınma. Anadolu'da mantar toplama pratiğinin çok daha eski olduğu düşünülürse, ödünç kelimenin altında daha eski bir adlandırma katmanı olması beklenir — nitekim yerel adlar hâlâ yerinde duruyor.
Kelimenin yolu
Zincir kısa. Eski Yunanca amānitēs (αμανίτης), Yeni Yunancada küçültme biçimiyle manitári (μανιτάρι) olmuş; Türkçeye Rumcadan manitar olarak geçmiş, sonra bugünkü mantar biçimine oturmuş. Aynı Yunanca kök, bilimsel adlandırmada Amanita cinsinin adı olarak da yaşıyor — sofradaki kelime ile literatürdeki cins adı akraba.
Türkçedeki ilk yazılı tanıklar da kayıtlı. Kelime manitar biçimiyle Hacı Paşa'nın Müntehab-ı Şifâ'sında (etimoloji sözlüklerinin dayandığı nüsha 1481 öncesine tarihleniyor), mantar biçimiyle ise Filippo Argenti'nin 1533 tarihli Regola del Parlare Turco'sunda görünüyor.
İlk iki tanık ne tür metinler
Tanıkların türü, kelimenin kullanım alanı hakkında doğrudan bir kanıt vermez; ama hangi metin türlerinin kelimeyi yazıya geçirdiğini gösterir. İkisi de birbirinden uzak alanlardan geliyor.
Müntehab-ı Şifâ bir tıp kitabı. Yazarı Aydınlı hekim Celâlüddin Hızır — kaynaklarda daha çok Hacı Paşa olarak geçer. Eser, kendisinin 1381'de Arapça yazdığı Şifâü'l-Eskâm ve Devâü'l-Âlâm'ın Türkçeye aktarılmış hâlidir ve Anadolu'da Türkçe kaleme alınmış ilk tıp kitaplarından biri sayılır. Kelimenin eser içinde tam olarak nerede geçtiğini sözlük kaydı vermiyor; Osmanlı tıp yazmalarında mantarın izini süren yazı bu sınırı ayrıca ele alıyor.
İkincisi bambaşka bir tür: Argenti Floransalı bir kâtipti ve Regola del Parlare Turco, İtalyanlar için hazırlanmış bir konuşma Türkçesi kılavuzu. Böyle bir kılavuzda yer alması, kelimenin 16. yüzyıl başında yabancı bir derleyicinin kaydına girecek kadar dolaşımda olduğunu gösteriyor — tek başına ne kadar yaygın olduğunu ölçmez, ama bilinmediğini de söyleyemezsiniz.
İki tanık arasında yüz elli yıla yakın bir aralık var ve bu aralıkta kelimenin sözlü kullanımına dair elimizde kayıt yok.
Şişe mantarı meselesi
Türkçede aynı kelime iki ayrı şeyi karşılıyor: yenen mantar ve şişeyi kapatan tıpa. Konuşurken kimseyi zorlamıyor çünkü bağlam ayırıyor, ama etimolojik olarak dikkat isteyen bir nokta.
Tıpa anlamının kaynağı meşe mantarı — Quercus suber kabuğu, yani botanik olarak mantarla hiç ilgisi olmayan bir ağaç dokusu. Türkçedeki ortaklığın nasıl kurulduğu — aynı ödünçlemenin anlam genişlemesi mi, yoksa görünüş ya da doku benzerliğine dayanan ayrı bir aktarım mı — sözlüklerde tek bir cevapla kapanmış değil. Burada emin olunabilecek şey sınırlı ve bu yazı da ötesine geçmiyor.
Asıl söz varlığı ödünç kelimede değil
Mantar bir çatı kelimesi. Anadolu ağızlarında tür ayrımını taşıyanlar ise yerel adlar:
- Göbelek, höbelen, döbelen — kuzugöbeği için kullanılan yaygın adlar.
- Çıntar, melki — Ege ve Akdeniz'de kanlıca mantarının adı.
- Keme — Güneydoğu ve İç Anadolu'da toprak altından çıkarılan domalanın halk adı.
Halk taksonomisi literatüründe sık tekrarlanan bir gözlem var: bir topluluk kullandığı canlıyı ayrıntılı adlandırır. Mantar tarafında bu gözlemin Türkiye ölçeğinde sistematik olarak ölçülmüş olduğunu söyleyemeyiz; yerel adların varlığı bir ilgi göstergesi olarak okunabilir, bir ölçü olarak değil. Aynı ilişkiyi kültürler arası düzlemde tartışan mikofili ve mikofobi kavramları da benzer bir eleştiriyle karşılaştı.
Adlandırmanın pratik tarafı ise net: iki farklı türü tek adla anan bir yörede o iki tür karıştırılabilir hâle gelir. Ayrım hatalarının nasıl zehirlenmeye dönüştüğü düşünülürse, yerel adlandırmanın inceliği yalnız dilbilimsel bir ayrıntı değil.
Terimin bilime geçişi
Günlük dildeki mantar, bilimsel Türkçede tek başına yetmiyor. Fungi âleminin tamamını mı, yalnız şapkalı meyve gövdelerini mi, yoksa küfü ve mayayı da mı kapsadığı bağlama göre değişiyor; literatürde bu belirsizliği gidermek için makrofungus, mikrofungus, misel, meyve gövdesi gibi ayrımlar kullanılıyor. Bu ayrımların tanımlandığı terim listesi yazıların içindeki kullanımın dayanağıdır.
Yani bugün Türkçede mantar hakkında konuşmanın iki ayrı dili var: yerel adların taşıdığı eski ve ayrıntılı dil ile terimlerin taşıdığı yeni ve sistematik dil. İkisi arasındaki eşleştirme, bilimsel mikolojinin kendi zaman çizelgesi gibi hâlâ tamamlanmış değil.