Osmanlı Tıbbında Mantar: Yazmalar Ne Söylüyor?
İçindekiler
Osmanlı tıp yazmalarında mantarı aramak, çoğunlukla bulamamakla sonuçlanır. Bu yazı da onu bulduğunu iddia etmiyor; nerede bulunduğunu, nerede bulunmadığını ve hangi iddiaların kaynaksız dolaştığını ayırmaya çalışıyor.
İlk iz bir tıp kitabında
Türkçede mantar kelimesinin bilinen en eski yazılı tanıklarından biri edebî bir metinde ya da bir yemek kitabında değil, bir tıp kitabında bulunuyor: Hacı Paşa'nın Müntehab-ı Şifâ'sında, manitar biçiminde. Kelimenin geçtiği yeri sözlük kaydı vermiyor; yalnız tanığın hangi eser olduğunu veriyor.
Yazarı Aydınlı hekim Celâlüddin Hızır, kaynaklarda daha çok Hacı Paşa adıyla geçer ve 15. yüzyıl başının Anadolu'daki en tanınmış hekimlerinden sayılır. Eser, kendisinin 1381'de Aydınoğlu İsa Bey için Arapça yazdığı Şifâü'l-Eskâm ve Devâü'l-Âlâm'ın Türkçeye aktarılmış hâli. Üç bölümden oluşur: birincisi tıbbın kuramı ve amacı, ikincisi tedavide kullanılan gıdalar, şuruplar ve ilaçlar, üçüncüsü hastalıkların sebepleri, belirtileri ve terkipleri.
Bu künyenin tek başına söylediği şey mütevazı ama boş değil: kelimenin Türkçe yazıya girdiği ilk yerlerden biri hekimlik metnidir. Kelimenin izini süren ayrı bir yazıda aynı tanık dilbilimsel taraftan ele alınıyor.
Sabuncuoğlu'nda ne var, ne yok
Osmanlı tıbbı denince ilk akla gelen isimlerden biri Amasyalı Şerefeddin Sabuncuoğlu ve 1465'te tamamladığı Cerrâhiyyetü'l-Hâniyye'dir. Eser, Endülüslü hekim Ebü'l-Kâsım ez-Zehrâvî'nin et-Tasrîf'ini esas alır; Sabuncuoğlu buna kendi çizimlerini ekleyerek tıp tarihinde cerrahi müdahaleleri gösteren ilk minyatürlü anlatımlardan birini üretmiştir. Toplam 140 minyatür içerir ve sade bir Türkçeyle yazılmıştır. Üç bölümü sırasıyla dağlama, cerrahi girişimler ve kırık-çıkık tedavisine ayrılmıştır.
Bu, bir cerrahi kitabıdır; farmakope değil. İnternette dolaşan "Sabuncuoğlu mantar kullanımını anlatır" tipi iddialar için bu yazının dayandığı kaynaklarda karşılık yok: eserin içeriği dağlama aletleri, kesi yöntemleri ve kırık tedavisi olarak tanımlanıyor. Yokluğu kanıtlamıyoruz — yalnız iddianın gösterilen bir dayanağı olmadığını söylüyoruz.
Mantarla kesişen ve daha sağlam duran bir iz varsa o da ilaç değil malzeme tarafında: kav. Ağaç gövdelerinde yetişen sert mantarlardan hazırlanan kav ateş yakmakta kullanılır ve bu kullanım Anadolu'ya ya da Osmanlı'ya özgü değildir — Ötzi'nin yanında taşıdığı iki mantardan birinin kav mantarı olması izin ne kadar eskiye gittiğini gösteriyor.
Karşılaştırma neden aydınlatıcı
Aynı yüzyıllarda Çin geleneğinde tablo bambaşkaydı. Orada bir mantar, kendi adıyla anılan, sınıflandırılan ve üzerine yazılan bir madde hâline gelmişti; reishi olarak bilinen türün klasik metinlerdeki yeri bunun en bilinen örneği. Japonya'da ise mantar tıptan çok zanaat ve mutfak tarafından sahiplenildi.
Anadolu tarafında elimizde buna benzer bir metin yok. Bunun sebebi hakkında birkaç makul okuma var — mantar bilgisinin yazılı tıbbın değil yerel pratiğin alanında kalmış olması bunlardan biri — ama hangisinin doğru olduğunu söyleyecek bir kaynak taraması yapılmış değil. Bu yazı da bir sebep önermiyor. Kültürlerin mantara yaklaşımındaki farkları ele alan tartışma, en azından şunu hatırlatıyor: kayıt yokluğu, kullanım yokluğuyla aynı şey değildir.
Kaynakların söylemediği
Bu konuda dolaşımda olan iddiaların bir kısmı için gösterilebilir dayanak bulunamadı. Osmanlı darüşşifalarında mantara dayalı düzenli bir farmakope uygulandığı, belirli hekimlerin belirli türleri belirli hastalıklara reçete ettiği ya da arşivlerde bunu gösteren derli toplu bir kayıt bulunduğu yönündeki anlatılar bu yazının kaynak taramasında doğrulanamadı. Bu, kesin bir yokluk hükmü değil; bir arama sonucudur.
Elde sağlam duran daha az ama daha güvenilir: kelime 15. yüzyıl Türkçesinde bir tıp metninde tanıklanıyor; en bilinen Osmanlı cerrahi eserinin konusu mantar değil; kav kullanımının izi Anadolu'dan çok daha geniş bir coğrafyaya ve çok daha eskiye uzanıyor.
Bu boşluğun kapanması yorumla değil arşiv çalışmasıyla olur: yazma tıp metinlerinin taranması ve içlerindeki madde adlarının bugünkü türlerle eşleştirilmesi. Türkiye'de mikoloji araştırmalarının seyrine bakılırsa böyle bir çalışmanın altyapısı yeni yeni oluşuyor.