İçeriğe geç

Bilim ve Araştırmalar

Oksidatif Denge ve Mantar Bileşenleri: Kanıt Nerede Duruyor

Nrf2 yolağı, ergotionein, triterpenler ve uzun ömür genleri literatürü tek derlemede. Her bölüm bulguyu kanıt düzeyiyle birlikte veriyor; in vivo doğrulanmamış roller ayrıca işaretli.

Antioksidan, dışarıdan gelen bir şey değil

Antioksidan denince akla dışarıdan alınan bileşikler gelir. Hücrenin elinde bundan çok daha güçlü bir araç var: kendi savunma enzimlerini üreten bir transkripsiyon programı. Nrf2 aktive olduğunda hücreye antioksidan eklenmez — hücre kendi savunmasını üretir hâle gelir (Ma, 2013).

Bu yazı o programı, ölçülme biçimini ve yaşlanma biyolojisinin komşu yolaklarını anlatır. Sonunda, mantar bileşenlerinin bu eksende nerede durduğunu söyler. Bu hubda o bölüm, diğer dördünden de kısa.

Nrf2: bekleyen bir devre

Sağlıklı koşullarda Nrf2 sitoplazmada Keap1 tarafından tutulur ve hızla yıkılır. Stres geldiğinde serbest kalır, çekirdeğe taşınır ve antioksidan yanıt elemanı (ARE) dizilerine bağlanır (Itoh ve ark., 1999). Devreye giren genler hücrenin kendi savunmasıdır: glutatyon sentezi, hem oksijenaz-1, NQO1 (Ma, 2013).

Ölçme sorunu: ORAC ve FRAP aynı şeyi ölçmüyor

Bir ekstraktın "yüksek antioksidan kapasitesi" olduğu söylendiğinde, arkasında genellikle iki sayı durur. İkisi farklı kimyayı ölçer.

ORAC, peroksil radikallerinin üretildiği kontrollü bir ortamda örneğin floresan probu ne kadar koruduğunu ölçer; hidrojen atomu transferi (HAT) mekanizmasına dayanır (Ou ve ark., 2001). FRAP ise üç değerlikli demirin iki değerliğe indirgenmesini 593 nm'de renk değişimiyle ölçer; tek elektron transferi (SET) mantığıyla çalışır (Benzie & Strain, 1996). Literatür ikisinin tamamlayıcı kullanılmasını önerir; tek bir sayı yanıltıcıdır (Prior ve ark., 2005).

Asıl sınır: kimyasal kapasite biyolojik etki değildir

Bir bileşiğin tüpte yüksek skor alması, yendiğinde aynı davranışı göstereceği anlamına gelmez. Bu boşluğu kapatmak için hücresel antioksidan aktivite (CAA) testi geliştirildi: bileşiğin hücre içinde peroksil radikallerinin yol açtığı oksidasyonu önleyip önlemediğini ölçer (Wolfe & Liu, 2007). Bir testin var olma nedeni, kendinden öncekinin yetmemesidir.

Korpusumuz burada mantar türlerini ORAC/FRAP değerlerine göre sıralayan bir paragraf taşıyordu. Dayandırıldığı çalışma yalnızca içerik ölçümü yapmış — ne ORAC değeri, ne triterpen, ne hücresel oksidatif stres modeli içeriyor. Sıralama kaldırıldı.

Ergotionein: mantara özgü olan

Ergotionein, doğal olarak bulunan kükürtlü bir amino asit türevidir ve bilinen kadarıyla yalnızca maya dışı mantarlar, mikobakteriler ve siyanobakteriler tarafından sentezlenir; daha yüksek organizmalarda OCTN1 taşıyıcısı üzerinden milimolar düzeye varan birikim gösterir (Cheah & Halliwell, 2012).

Bu, mantarların oksidatif denge tartışmasındaki en özgül bağıdır: bir bileşiği neredeyse yalnız onlar üretir. Ama kaynağın kendi sınırı da nettir: çok sayıda in vitro çalışma ergotioneinin antioksidan ve hücre koruyucu kapasitesini göstermiş olsa da, antioksidan rolü in vivo olarak henüz tam doğrulanmamıştır (Cheah & Halliwell, 2012). Cümle burada duruyor.

Komşu yolaklar: yaşlanma biyolojisi

Sirtuinler. Maya yaşlanma çalışmalarında keşfedilen bu korunmuş enzim ailesi, ömrü ve genel sağlığı etkileyen çok sayıda yolağa dokunur (Haigis & Sinclair, 2010). SIRT1 kofaktör olarak NAD⁺ kullanır; NAD⁺ düzeyi yaşlanmayla düşer ve bu düşüş çekirdek ile mitokondri işlevinde kusurlara ve yaşa bağlı patolojilere yol açabilir (Imai & Guarente, 2014).

Resveratrolün SIRT1'i doğrudan mı yoksa allosterik olarak mı etkilediği yıllarca tartışıldı; bugünkü çerçeve AMPK ve SIRT1 üzerinden çift mekanizmalı bir etki tarif ediyor (Park ve ark., 2012).

mTOR ve otofaji. mTOR, hücre büyümesini ve metabolizmasını besin başta olmak üzere çevresel girdilerle eşgüdümler (Saxton & Sabatini, 2017). Karşı yönde çalışan otofaji ise yalnızca bir temizlik değil, yeni yapı taşları ve enerji üreten dinamik bir geri dönüşüm sistemidir (Mizushima & Komatsu, 2011). AMPK-mTOR-otofaji ekseni, uzun ömür biyolojisinin merkezinde durur (López-Otín ve ark., 2013).

Mantar tarafı: burada söylenecek bir şey yok

Bu, hubın en kısa ve en önemli bölümü.

Korpusumuz bu eksende on ayrı mekanizma iddiası taşıyordu: Reishi triterpenlerinin Nrf2'yi taşıdığı, Chaga fenoliklerinin Nrf2 hedef genlerini artırdığı, Lion's Mane bileşiklerinin nöronal oksidatif korumayı Nrf2 üzerinden sağladığı, Ganoderma polisakkaritlerinin FOXO homoloğunu etkinleştirdiği, Reishi ve Cordyceps'in SIRT1'i desteklediği, Reishi triterpenlerinin mTORC1'i zayıflatıp otofajiyi başlattığı, Chaga polifenollerinin karaciğerde otofajiyi iyileştirdiği ve ganoderik asitlerin PI3K/Akt'yi baskıladığı.

Onunun da kaynağı arandı. Hiçbiri doğrulanamadı. Çoğunda gösterilen yazar-yıl çiftine karşılık gelen bir yayın bulunamadı; birinde tür yanlıştı (metin Chaga diyor, aday Phellinus); birinde ölçülen şey hiç yoktu. Kordisepinle ilgili tek kısmen doğru künyede bile otofaji ayağı kaynakta yok.

Bu yüzden bu bölümde tek bir mekanizma cümlesi yazılmadı. Alanın kendi diliyle söylemek gerekirse: bu, kanıtın zayıf olduğu bir alan değil, bu korpusun kanıtını hiç göstermediği bir alan.

Bir istisna, bağlamı tersine çevirdiği için değerli: β-glukanın bağışıklık hücrelerinde Dectin-1 ve Syk üzerinden bir sinyal başlattığı gösterilmiştir (Brown ve ark., 2003) — yani aynı yolak bir hücre tipinde uyarılırken başka bir bağlamda baskılanabilir. "Şu yolağı etkiler" cümlesi, hangi hücrede sorusu sorulmadan anlamsızdır. Ayrıntı: Bağışıklık Mantar Bileşenini Nasıl Tanır

Yaşlanan kas: kanıtın gerçekten olduğu yer

Sarkopeni, yaşla ilişkili kas kütlesi ve işlev kaybıdır; alanın ortak tanı çerçevesi kas gücünü, kas miktarını ve fiziksel performansı birlikte değerlendirir (Cruz-Jentoft ve ark., 2019).

Burada beslenme literatürünün söyledikleri nettir. Yaşlı erişkinde günlük protein alımı için uzman konsensüsleri genç erişkin referansının üzerinde bir aralık önerir (Bauer ve ark., 2013; Deutz ve ark., 2014); tek öğünde yaklaşık 30 g'ın üzerine çıkan porsiyonun kas protein sentezini daha fazla artırmadığı gösterilmiştir (Symons ve ark., 2009). Bunlar beslenme kılavuzu değerleridir, bir ürün miktarı değil.

Mantar proteini bu tabloya nereden girer? Tür bazlı değişmekle birlikte kuru maddede kayda değer bir protein içeriği vardır; amino asit profili kükürtlü amino asitler açısından sınırlıdır (Kalač, 2009). Yani mantar tek başına tam bir protein kaynağı değil, karışık beslenmede tamamlayıcı bir bileşendir. Ayrıca bazı türler kayda değer bir selenyum birikim profili gösterir (Falandysz, 2013).

"Sinerji" sözcüğüne dikkat. Akademik anlamda sinerji, iki bileşenin toplamından fazla etki üretmesidir. Sarkopeni özelinde mantar ile protein için doğrulanmış bir klinik sinerji verisi yoktur. Amino asit profillerinin tamamlayıcılığı beslenme açısından anlamlıdır; bu, sinerji demek değildir.

Korpusumuz burada bir de prevalans aralığı veriyordu. Aralığın dayandırıldığı kılavuz o sayıyı vermiyor ve aday meta-analizler birbirinden farklı tanı ölçütleri kullanıyor; sayı kaldırıldı. Doğrusu şu: prevalans, tanı ölçütüne ve incelenen topluluğa göre belirgin biçimde değişir.

Bu yazı ne söylemiyor

  • Mantar bileşenlerinin Nrf2, SIRT1, FOXO, mTOR ya da PI3K/Akt üzerindeki etkisine dair doğrulanmış tek bir künye gösteremedik. On iddianın onu da denetimden geçemedi. Bu bölüm boş bırakıldı.
  • Ergotioneinin antioksidan rolü in vivo tam doğrulanmış değildir. Mantarın bu bileşiği üretiyor olması, tüketildiğinde ölçülebilir bir sonuç doğuracağı anlamına gelmez.
  • ORAC ya da FRAP değeri bir kalite göstergesi değildir. Kimyasal kapasite biyolojik etkiye eşit değildir.
  • Miktar, doz ya da kullanım programı verilmez. Buradaki protein aralıkları beslenme kılavuzlarına aittir, bir ürüne değil; ürün miktarı daima etiketine bırakılır.
  • Fonksiyonel mantarlar gıdadır, ilaç değildir ve hiçbiri yaşlanmayı yavaşlatmaz, ömrü uzatmaz ya da bir hastalığı önler.

İlgili okumalar

Tür merkezi: Reishi Mantarı Nedir, Tadı ve Kullanımı Nasıldır?